economy$ USD 3,7870
economy€ EURO 4,0450
economy£ GBP 4,6840
economyGR ALTIN 149,9200
Son Dakika

Türkiye'de Hükümet Sistemi Tartışmaları Ve Başkanlık Modeli Sempozyumu

Türkiye'de Hükümet Sistemi Tartışmaları Ve Başkanlık Modeli Sempozyumu
A- A+ A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Rejimin muhafızı olarak tasarlanan ve milletin temsilcisi durumundaki hükümeti yola getirmekle vazifeli olarak konumlandırılan cumhurbaşkanlığı sistemi 10 Ağustos 2014 tarihi itibariyle çöktü. Eski sistemde ısrar edenler sadece ve sadece altını çizerek söylüyorum, inanın kendi mevcut pozisyonlarını korumanın çabası içinde olanlardır. Biliyorlar ki başkanlık sistemi gelirse artık biz bir daha bu pozisyonları koruyamayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Siyasal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi (ASEM) tarafından düzenlenen Türkiye’de Hükümet Sistemi Tartışmaları ve Başkanlık Modeli Sempozyumu’na katıldı.

Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Konferans Salonu’nda düzenlenen panelde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de 150 yıllık geçmişi olan devletin yapısına ve idare şekline ilişkin çabaların ortak özelliği kısa zamanda ve kolay sonuç alma amacına dayanıyor olmaları olduğunu vurguladı.

Tanzimat’ın, tıkanma emareleri gösteren devletin yapısının ve idare şekliyle ilgili arayışların ilk tezahürü olarak ortaya çıktığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meşrutiyet’in ilanını ve dokuz haftada hazırlana anayasanın ülkenin sorunlarına çözüm getiremediğin, getiremeyeceğinin anlaşılmasını uzun sürmediğini kaydetti.

Rusya ile girilen savaşın ağır bir yenilgiyle sonuçlanmasının ardından toplam 15 ayı bulmayan bir süre sonunda kurulan bu sistemin çöktüğüne dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2. Meşrutiyet’te benzer şekilde büyük beklentiler ve kıza sürede sonuç alma hayalleriyle ilan edilmişti. Balkan Harbi ve Birinci Dünya Savaşıyla ülkenin paramparça olması 2. Meşrutiyeti’nde sorunlara çözüm getiremediğini acı bir şekilde gösterdi. Cumhuriyetin kuruluşu sonrasında da devletin yapısı ve idare şekliyle ilgili arayışlar devam etti. Önce tek parti kuruldu. Ardından çok partili sistem arayışlarına gerildi. Sonra yeniden tek partili sistemde karar kılındı. 2. Dünya savaşından sonra yeniden çok partili sistem geçildi. 1960 ve 1980 darbeleriyle kesintiye uğrasa 1971 ve 1997 dolaylı müdahaleleriyle sarsıntı geçirmiş olsa da çok partili sistem bütün sorunlarını ve sıkıntılarına rağmen bugüne kadar devam etti” diye konuştu.

“HERKES BU SÜRECE KATKI VERECEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok partili sisteme geçildiğinden beri gerek anayasa, gerek seçim ve siyasi parti kanunları başta olmak üzere temel mevzuatlarda yapılan değişikliklerle idare şekline ilişkin arayışlar hep sürdü. Aslında bütün sorunlarına, sıkıntılarına, kesinlerine rağmen Türkiye’nin önünde kendi tartmasını, eksiklerini görmesini ve yeni hedefe yürümesini sağlayacak zengin bir siyasal tarihi bulunuyor. Buna rağmen başkanlık sistemi konusundaki tartışmaların büyük ölçüde 150 yıllık yanlışların tekrarı olarak ifade edebilecek, ideolojik değerlendirmeler üzerinden yürütülmeye çalışıldığını görüyoruz. İlkeler ve veriler değil kişiler üzerinden bir başka sistemi tartışmasından gerçekçi ve işlevsel sonuçların çıkması elbette mümkün olamaz. 1787 yılında ABD anayasasını yapmak için bir araya gelenlerinde 1920 yılında Ankara’da kurtuluş savaşını yürütmek üzere toplananlarında ortak bir özelliği vardı. Bu da özgürlük, devlet ve demokrasi konularında samimi görüşlere sahip olmalarıydı. Bu kadroların arkasında farklı toplum kesimlerini desteği bulunuyordu. Ülkemizde yeni anayasa ve bununla bağlantılı olarak Başkanlık sistemi tartışmalarının başarıya ulaşmasının buna bağlı olduğunu düşünüyorum. Demokrasi ve özgürlükler konusunda samimi görüşlere sahip olan, bunları açık yüreklilikle ifade edebilen herkes bu sürece katkı verecektir” dedi.

“DEMOKRASİYLE CUMHURİYETİN BİRBİRİNE KARIŞMASINA YOL AÇIYOR”

Türkiye’de Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, çağdaşlık gibi kavramların belirli zümrelerin kendi siyasi ve ekonomik güçlenirini korumak için kullandığı birer zırh haline dönüştüğünü sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bir takım kesimlerin nüfus alanlarını genişletmeye yönelik çıkar mücadelelerinin silahı hali gelen bu kavramların bir hayli yıprandığını kabul etmek durumundayız. Bu kavramların çarpık kullanımı ister istemez aynı karşıt kavramlarında türetilmesine yol açtı. Demokrasilerde bu tür tartışmaların siyasi karar alma mekanizmaları içinde yapılması gerekir. Ama bizde bu temel tanımlamalar yargı organları, ordu, meslek örgütleri , medya gibi kurumların temsilcileri tarafından topluma adeta dayatılmıştır. Burada öncelikle şu tespiti yapmamız gerekiyor, bunu mecburuz. Türkiye’nin şekil olarak Anglosakson, ruh olarak Fransız kökenli bir demokrasisi bulunuyor. Buda demokrasiyle cumhuriyetin birbirine karışmasına yol açıyor. Daha açık bir ifadeyle bürokratik oligarşiye dayalı bir anlayışla sistem tahkim edilmeye çalışılırken halkın demokrasi yoluyla bu sürece etkin katılımına yeterli önem verilmemiştir. Bu durum bürokratik oligarşinin cumhuriyetten halkın demokrasiden yana olduğu ikili bir yapı ortaya çıkarmıştır. Yarım asır boyunca yaşanan gizli açık darbeler, Türkiye demokrasiye dayalı geçiş mücadelesinde ortaya çıkan sancıların tezahürleri olarak görülebilir.”

“BU ÜLKEYE HEP BÜYÜK FELAKETLER YAŞATMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumhurun samimi desteğinin elde etmesinin yolunun güçlü demokrasiden geçtiğinin altını çizdi.

“Türkiye’nin ortasında yer aldığı Kafkasya, Orta Doğu, Balkanlar coğrafyasında yaşanan hele hele son 200 yılda yaşanan yıkımlar ve çekilen acılar ülkemizde güçlü bir ordunun mevcudiyetini elbette zorunlu kılıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak ordunun asli görevinin ötesine geçip siyasetçilerin yerini alması bu ülkeye hep büyük felaketler yaşatmıştır“dedi.

“BİR ÇIKIŞ YOLU OLARAK AYNI ZAMANDA GÖRÜYORUZ”

İsmet İnönü ve Süleyman Demirel dönemine kadar olan seçimleri anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Oyları genellikle düşmesine ve siyasetteki ilk seçimin düzeyine asla ulaşamamasına rağmen Demirel, parti lideri, başbakan ve cumhurbaşkanı olarak yıllarca ülkenin kaderine hükmetmiştir. Rahmetli Özal’ın aktif siyasi hayatında da sürekli düşen bir seçmen desteği grafiği söz konusudur. Benzer durumlar Demirel sonrası Tansu Çiller, Özal sonrası Mesut Yılmaz, rahmetli Türkeş sonrası Devlet Bahçeli ve diğer pek çok lider içinde geçerlidir. Lider ancak partileri adeta yok olup gittikten, ortada yönetecek bir teşkilat, sözüne kulak verecek kitleler kalmadıktan sonra bir zorunluluk olarak kenara çekilmişlerdi. Türk siyasetinde liderlerin genel yaklaşımı daima partileri küçülse de kendilerin ayakta tutacak politikaları ve yöntemleri tercih etmek şeklinde olmuştur. Biz başkanlık sistemine kaybedenin sahneden çekilmesini zorunlu kılan seçim yöntemiyle bu konuda da bir çıkış yolu olarak aynı zamanda görüyoruz.”

“Kendi sorunlarını çözemeyen bir siyasal sistemin ülkenin yapısal sorunlarını çözüm bulması mümkün müdür?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkanlık sistemini Türkiye’de siyasal sistemin değişiminde köklü bir reform, radikal bir adım olarak gördüklerinin altını çizdi.

Sistem değişikliklerinin sancılı olduğunu vurgulayan Erdoğan, sadece kurumların değil toplumunda ciddi sarsıntılar yaşadığına dikkat çekti.

Erdoğan, büyük değişimlerin arkalarında ancak büyük toplum desteği olan güçlü liderler eliyle gerçekleştirile bileceğini belirterek, “Bu liderler sistem değişikliği sürecinde toplumda sağladıkları büyük güven ile yaşanan sarsıntıların etkilerini en aza indirirler. Türkiye’nin parlamenter hükümet sisteminden başkanlık sistemine zayıf koalisyonlar, güçsüz liderler ve siyaset dışı kurumların etkin olduğu bir dönemde geçmesinin mümkün olamayacağı açıktır. 70 yılımıza bakalım geriye doğru. Bunun 40 yılı koalisyonlarla geçmiştir. Koalisyonlar dönemi başarısızlıklarla doludur” dedi.

Bugün Türkiye’nin arkasında yüzde 52’lik halk desteğine sahip bir cumhurbaşkanı ile sistem değişikline daha önce hiç olmadığı kadar uygun bir iklime sahip olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette bu sistem ABD’deki başkanlık sistemini kopyası veya Güney Amerika’daki örneklerinin de benzeri olmayacak. Şüphesiz bu sistemin asla Afrika, Asya’da aynı ismini taşıyan diktatörlüklerle de benzer yanı bulunmayacak. Bu sistem Türkiye’ye özgü ama adeta bir arının balı oluşturması gibi her çiçekten alacak ve bize hakikaten çok farklı bize balı tattıracak. Bunu yapabilecek bence beyin gücüne sahip olduğumuza inanıyorum. Türkiye’nin tarihine ve kültürel geçmişine göre şekillendirilmiş bir sistem olacak. Bizim tarihimizde bu yok mu var. Biz öyle bir tarihten öyle bir medeniyetten geliyoruz. Başkanlık sisteme denilince akıllarına hemen padişahlık gelenlere şunu hatırlamak isterim, dünyada başkanlık sisteminin olduğu hiçbir ülkede monarşi yani krallık yokken, parlamenter sistemlerin pek çoğunda bunu görmek mümkündür. Bunu nereye koyacaksın. Aynı şekilde başkanlık sistemi denilince hemen güçler ayrılığı konusunu gündeme getirenlerde şu tespitime herhalde katılacaklardır, parlamenter sistemde fiilen yasama ve yürütme iç içe geçtiği için güçler ayrılığı üç değil iki ayak üzerine oturur. Halbuki başkanlık sisteminde yasama, yürütme ve yargı çok keskin hatlarla birbirinden ayrılmışlardır. Yani güçler ayrılığı sistemi başkanlıkta çok sağlıklı ve etkin bir şeklide kurula bilir” diye konuştu.

“10 AĞUSTOS 2014 TARİHİNDE ÇÖKTÜ”

Kendisinin sadece devletin temsilcisi bir cumhurbaşkanlığı değil devletle birlikte milletinde temsilcisi olacak bir devlet başkanlığı istediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Rejimin muhafızı olarak tasarlanan ve milletin temsilcisi durumundaki hükümeti yola getirmekle vazifeli olarak konumlandırılan cumhurbaşkanlığı sistemi 10 Ağustos 2014 tarihi itibariyle çöktü. Eski sistemde ısrar edenler sadece ve sadece altını çizerek söylüyorum, inanın kendi mevcut pozisyonlarını korumanın çabası içinde olanlardır. Biliyorlar ki başkanlık sistemi gelirse artık biz bir daha bu pozisyonları koruyamayacağız. Ülkenin ve milletin geleceğini düşünen samimi olarak bu yönde endişe duyan herkes yeni anayasa ve başkanlık sistemi desteklemelidir ve destekleyeceğine inanıyorum.”

http://aygazete.com/siyaset-haberleri/turkiyede-hukumet-sistemi-tartismalari-ve-baskanlik-modeli-sempozyumu-75834
Etiketler: Ankara, Ankara Haberleri